Sektör Haberleri · BiyoBoard Editör · · 4 dk okuma
Kaynak: ST Endüstri Haber
NETES Mühendislik, Ankara'da yeni bir kalibrasyon laboratuvarı kuruyor. Şirketin Kalibrasyon Laboratuvar Müdürü Elif Örmen Kaya'nın ST Endüstri Haber'e verdiği bilgilere göre laboratuvar, biyomedikal kalibratör kalibrasyonu alanında Türkiye'de akredite olan ilk ve tek laboratuvar olacak. Gelişme yalnızca bir firma yatırımı değil; tıbbi cihaz kalibrasyonu yapan kuruluşların izlenebilirlik zincirini doğrudan ilgilendiriyor.
Şirket Ankara'da yeni değil. Kaya'nın aktardığına göre NETES'in şehirdeki satış ve teknik destek faaliyeti 1999'a uzanıyor. 2023 yılında faaliyete geçen 800 m²'lik bina ile birlikte yapıya yurt içinden ve yurt dışından uzmanların bir araya geldiği bir seminer salonu da eklenmiş durumda.
Kalibrasyon laboratuvarı, bu mevcut yapının üzerine kurulan yeni katman olarak tanımlanıyor.
Başkentte savunma, havacılık ve uzay sanayii ile elektronik firmaları ve kamu kurumları yoğun biçimde bulunuyor. Bu profilde kalibrasyon, yalnızca yasal bir zorunluluk değil kalite sürecinin parçası hâline geliyor.
Kaya'nın verdiği tabloya göre hassas ölçüm isteyen elektriksel, RF ve frekans cihazlarının çoğu bugüne kadar kalibrasyon için İstanbul'daki laboratuvara yollanıyordu. Ankara'daki laboratuvar devreye girdiğinde bu cihazların büyük kısmı şehir dışına çıkmadan, aynı teknik yeterlilik ve uluslararası izlenebilirlikle kalibre edilebilecek.
Sahadaki karşılığı basit ama önemli: kritik cihazların kullanım dışı kaldığı süre kısalıyor. Kalibrasyona giden bir cihazın yol süresi, hastane veya üretim hattı için doğrudan kayıp demek.
Haberin biyomedikal tarafını ilgilendiren asıl kısmı burası. Şirketin belirttiğine göre laboratuvar, biyomedikal kalibratörlerin kalibrasyonu alanında Türkiye'de akredite olan ilk ve tek laboratuvar.
Kapsamı doğru anlamak gerekiyor: buradaki akreditasyon, hastanedeki tıbbi cihazın kendisini değil, o cihazları ölçen referans kalibratörleri kapsıyor. Yani zincirin bir üst halkası. Bir teknik servis defibrilatör analizörüyle ölçüm yapıyorsa, o analizörün de düzenli olarak ve izlenebilir biçimde kalibre edilmiş olması gerekir.
Kaya, akreditasyonu yalnızca teknik yeterlilik meselesi olarak görmüyor; akreditasyonun "tarafsızlığın, güvenilirliğin ve uluslararası kabul görmüş ölçüm sonuçlarının" güvencesi olduğunu belirtiyor.
Bu gelişmenin neden konuşulduğunu anlamak için mevzuata bakmak gerekiyor. Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu'nun (TİTCK) düzenlemesi, tıbbi cihaz kalibrasyonu yapan bir kuruluşun izlenebilirliğini iki kaynaktan birine dayandırmasını şart koşuyor:
Ancak bu alanda akredite laboratuvar bulunmadığı için, Kaya'nın anlatımına göre talebin tamamı TÜBİTAK UME üzerinde yoğunlaşmış durumda. Sonuç, sahadan bilinen bir tablo: artan iş yükü ve uzayan kalibrasyon süreçleri. Akredite olmayan laboratuvarlardan izlenebilirlik sağlama zorunluluğu da bu darboğazın yan etkisi olarak tarif ediliyor.
Konuya arka plan olarak, TİTCK'nın test, kontrol ve kalibrasyon kılavuzunun güncel sürümünü bu yazıda, kalibrasyon ile elektriksel güvenlik testi arasındaki farkı ise bu yazıda ele almıştık.
Alanında ikinci bir izlenebilirlik kaynağının doğması, zincirin tamamına yansıyor. Kaya'nın işaret ettiği paydaşlar şunlar:
Doğruluğu bu zincire bağlı cihazlara örnek olarak hasta monitörü, defibrilatör ve ventilatör analizörü gibi kritik ekipmanlar gösteriliyor. Ölçüm referansı güvenilir değilse, o referansla yapılan her testin sonucu da tartışmalı hâle geliyor.
Kaya, şirketin hedefini günün ihtiyacını karşılamanın ötesinde tarif ediyor: teknik bilgi üreten, yöntem geliştiren ve ülkedeki metroloji birikimine katkı sağlayan bir laboratuvar olmak. Uzun vadede ise ülkenin bölgesel metroloji merkezi olma hedefine katkı sunmayı ve uluslararası alanda tercih edilen bir kalibrasyon laboratuvarı hâline gelmeyi amaçladıklarını söylüyor.
Haberin kaynağı ve Elif Örmen Kaya ile yapılan röportajın tamamı için tıklayınız.
Etiketler: Klinik Mühendislik, Biyomedikal Mühendislik, Kalibrasyon, TİTCK, Metroloji, Akreditasyon